Kayıtlar

eski bir dosta

ah sevgili dostum, buna belki zayıflık, sevgi israfı diyenler olacak, ama ben geçmişimde bıraktıklarımı, kırıldıklarımı, beni yerlebir edenleri hala sevmeye devam edebilirim. ediyorum da... seni sevmeye, hala en güzel gençlik anılarımın sahibi olduğuna inanmaya devam etmem gibi.... ben mesela biliyorum senden daha fazla güldüğüm biriyle karşılaşmayacağımı, ama bazen sevdiğin, zaafın olan birinin yanında değil doğrunun yanında olmalısın. ben birini seviyorsam başkalarının dediklerini umursamam, bana muamelesine de bakmam... bazen kendime olan muameleyi değerlendirememe hastalığım var belki de o yüzden... senin başkalarına muamelen, başkalarına olan tavrın beni sana karşı tüketti sen mi beni yoksa ben mi seni zehirliyordum bilinmez ama ikimizin dostluğu bir doğru oluşturmuyordu... ikimizin dostluğu evrene iyilik katmıyordu ben biliyorum senin bu haykırmaların sadece beni sevmenden, benim de susuşlarım sadece seni sevmemden... ben seni hala çok iyi tanıyorum, bu yüzden ben...

hüzün versus mutluluk

Geceleri mahreme veriyorum hüznümü ıssız ıssız inlerken insana emanet edilecek son şeydi hüzün yalnız kalbini ferahlattığında  ısrarla mutsuzluğun altını çizenler dünyanın en mutlusu olmak isteyenlerdir kısmen herkesten ve her şeyden daha mutlu olmak isteyenlerin haleti ruhiyyesi hüzün sahicidir  bir o sahicidir ardında mutsuzluğu barındırmayan hüzün sahicidir özeldir, güzeldir, aczdir
Sen saclarinin arasina saklanmis bir tutam sac orgusuydun ve sesi uzaktan gelen muziklerden korkardin. Bir geceydi. Yemis ve hanimeli kokulari bahceli evlerden. Sokaklarin yalniz kalmadigi bir kasaba. Kahkahalar. O gun ilk defa uzaktan gelen bir cizirtili muzik ruhunda delik acti. Cok cok uzaktan kahkahasi eksik bir evden gelen o adamin acisiydi ruhunda uclu kalemle delik acan. O gun tasavvur edemedigin bir alem zuhur etti. Alemin zerresi kadardi. Noktasi ederdi. Ama o gun basladi uzaktan gelen muzikleri karanlikla esdeger tutman. Nice karanliklar yenildi ama uzaktan gelen ses hala ruhunu hopletir kalakaldi. O sehre giderken en cok gece lambalari kapatirlar mi diye korktun. Kapattilar. Simdilerde acarlar mi diye korkuyorsun. Pek bi ilisen yok artik. O sehre giderken gece perde ufak ufak oynar mi diye korktun. Dostun perdenin ardindaki alemle konustu. Goz attin. Ve bir daha perdelerden korkmadin. 7 adet kopek seni olumun kiyisina iteklerken o sehirde avuclarini kokladi. G...

adın batsın

Şarkılar. en derin hüzünlerin yerleşik hayat bulduğu şarkılar. ve gün bittiğinde sana en yakın dediğin kişi dahi gözlerini kapadığında kendini en ıssız hissettiğin o anda orda bir şarkı sana doğru gömülüyor işte ruhum ve bir bakıyorsun karanlık çok büyük çok azametli
Afilli kelimeler dilimden ses olarak çıkmadığı için belki de
Dilime vuran gevezelige, gözlerime vuran bir donukluga kocaman bir ihaneti gönlüme yaptigim bir ihaneti yasarcasina. Sevmek yok anlatmak yok sadece onlarlasmak ve uzaklasmak var. Yaninda ben olabildigim tek bir insan kalmayana dek sanci cekecek ruhum. Ve sonra olecek. Kim tekrsr kesfedebilur gözlerimdeki karanligi. Sevmese de olur. İrak diyarlarda mesken tutsa dahi kafi. Bir karli otobus duragi bakip gecse kafi. Desin ve uzaklassin kafi. Ne aci bana beni yanlis anlatanlar. Bana beni kendi gibi anlatanlar. Gordugun gözlerimdeki sen. Goremedigin gözlerimdeki ben. Ne hos ve guzel ve dahi tatli. Yok ki. Degil. Cinnetim ufak adamlarim siyahim varolus meselemdir. İlismeyin. Gorecek kudret un. bir umut iste bendeki. Bir gecede kaybolma umidi. Bir yudum intihar sayilsin zamanin bizden kacirdigi o an belki. O an takvimin yokluk noktasi olsun. Bi umit olur ya hani. Yagmurlu sancili bir gece de damlalara ilismeden suzulen bir yaprak gibi. Hem o zaman sessizligin o ucrada kalmis antika degerindeki...
True Detective izlendikçe kendini açan bir şaheser olduğu için şahsıma münhasır yaptığım birkaç tespiti şimdiden yapmak istedim. -Dizi üç farklı zaman diliminde geçmektedir. 1995-2002-2012 Ve sürekli olarak zaman'a vurgu yapılır. “Ölüm, yok edeceği şeyleri yetiştirmek için zamanı yarattı.”   “Zaman düz bir çemberdir ve her şey tekrarlanır.” bu cümle aslında bütün bir diziyi özetler nitelikte. Ve Rust'ın efsanevi konuşması "Bu evrende zamanı doğrusal ilerliyormuş gibi yaşarız. Ama uzay, zamanımızın dışında dördüncü boyuttaki bir perspektiften zaman var olmazdı. Eğer o perspektiften bakabilseydik görürdük ki uzay zamanımız basık bir halde.   Aynı uzayda üst üste binen, maddeden   yontulmuş bir heykel gibi bilinçliliğimiz, pistteki arabalar misali hayatlarımızda daireler  çiziyor. Bizim boyutumuz dışındaki her şey ki bu da sonsuzluk oluyor. Bize bakan sonsuzluk. Şimdi bizim için bu bir küre. Ama onlar için bu bir çember." İşte tam burada müthiş bir şey r...

eve doğru