Kayıtlar

eski bir dosta

ah sevgili dostum, buna belki zayıflık, sevgi israfı diyenler olacak, ama ben geçmişimde bıraktıklarımı, kırıldıklarımı, beni yerlebir edenleri hala sevmeye devam edebilirim. ediyorum da... seni sevmeye, hala en güzel gençlik anılarımın sahibi olduğuna inanmaya devam etmem gibi.... ben mesela biliyorum senden daha fazla güldüğüm biriyle karşılaşmayacağımı, ama bazen sevdiğin, zaafın olan birinin yanında değil doğrunun yanında olmalısın. ben birini seviyorsam başkalarının dediklerini umursamam, bana muamelesine de bakmam... bazen kendime olan muameleyi değerlendirememe hastalığım var belki de o yüzden... senin başkalarına muamelen, başkalarına olan tavrın beni sana karşı tüketti sen mi beni yoksa ben mi seni zehirliyordum bilinmez ama ikimizin dostluğu bir doğru oluşturmuyordu... ikimizin dostluğu evrene iyilik katmıyordu ben biliyorum senin bu haykırmaların sadece beni sevmenden, benim de susuşlarım sadece seni sevmemden... ben seni hala çok iyi tanıyorum, bu yüzden ben...
Hani içim böyle dolu yine kaçmalarda. Biliyorum yine kaçacağım. Biri beni durmaya inandırsa ya. Şeyden beri kaçıyorum. Bi şey işte. Söylemem. Göremiyorsun içimdekini. Görmediğin için beni kendime yabancılaştırıyorsun. Ve ben kendime yabancılaşmamak uğruna kaçarım.  Birinden değil ki hepsinden işte. Ya olmuyor ben bilmiyor muyum zannediyorsun bir yol bulup gitmeyi. Ey şehir sen anlıyorsun beni. Deliler gibi içimden ruhum parmaklarımdan akarcasına özlüyorum seni. Hepsinden. Yanımdaki adam her şeyden olmalı. Belki otobüste. Yanımda. Evet. Aşina olmayan birileri ile aynı durakta inmeliyim. Bana bilmediğim iklimleri gösterecek aşina olmayan çöller. Evet akan sularla işim de olmaz. Çöllere düşmüş bir su avcısı.  Acımayım ne olur. Yakabileyim korkmadan. Acı sözleri şiir gibi söyleyebileyim. Kanıma siyahlık düşebilsin.  Beni benden uzaklaştıran şehirler var. Beynimin en ortasına bir anıt diken bir heykel çizen şehirler. Ben göremiyorum denizin ardında her şeyden. Kalbim. Yin...
Buyumenin pek de guzel bir sey olmadigini soylemem gerek. Az buyumenin degil. Orta buyumenin. Sen buyudukce digerleri de buyuyordu. Ve sen daha cok buyudukce digerleri ölüyordu. En buyuk sen oldugunda artik kimsen kalmiyordu. En buyuk olmanin yapayalnizligini anneannem de gormustum. Sonra öldü. Yasitlarina katildi.
Aydınlık bastırdı. En zorba anlamlar aydınlığın ardına sığındı. Karanlık ötelendiğinden beridir bu böyle. Aydınlık. Evet aydınlıktan bahsediyorum. Doğrudan. Elimize zorla bir bilgi yığını şeklinde verilen aydınlıktan. 'Karanlık' bir yoldu. Olması gereken. Olmazsa aydınlığa gidilemeyen. Aydınlık olan hayatla yüzgöz oldu. İnsansın sen. Gidesin diye varsın. Varsa yoksa varsın. Lanet olsun varlığın. YOKSUN. Ötende aydınlığın. Koparasın diye bağlarını verilmiş köklerin. Sahip çıkasın diye yokluğuna varlığınla lanetlendin. Yakalayasın diye değil koşasın diye bir yalan tutuşturuldu diline, gözüne, tenine.

([]) ([]) ([])

([])([]) ([]) ([]) Hani numara yapmıyordu zaman Bir zamanlar. Karanlık, aydınlığın ardına saklanır mı? Köşeli tahayyüller. Işığın çizgisi yok ya Rab! Karanlığın bittiği yer yok. Köşeli tahayyüllerde yanılsamalar. Zaman en büyük köşesizlik. Gecenin her dilimi bir diğerinden uzak, bir diğerine gebe. Gözlerim zehir. Adı bunun mekan Rüzgarın köşesi yok ya Rab! Bir mekan ezberletmişim bütün köşesizliklerime. Kudüsüm bilmişim. Bir demet hamd, ezberlenen bütün paradokslara. Pi. Gitme Pi. Sensin tek tesellim. Tutamadığın bir de göremediğinse eğer. Ah kimseler öğretmedi Gündüzün geceyi yakaladığını. Kimseler bilmedi de. . Çünkü; Gündüz bitti, gecenin her yenisinde. Ve insan göremedi işte gökyüzünün arka bahçelerine düştüğünü. ([]) ([]) ([])

Masal.

Sessiz olunması gereken dört köşeli mahzenler. Kelimeler bir dört duvar aslında. Yan odada ise harflerin arasına dolaşmış bir ruh. Bir atın üzerine binmiş tek bir harf apar topar getirdi ruhu. tek bir kelimenin içine sindi. Kırmızı unuttu kırmızılığını. Mavi. Gökyüzü. Masal. Kuş olageldi. Bir harfin devrimiydi bu masal. Zordu diğerlerini ayartmak. Geceleri bekçisi uyur mahzenlerin. Geceleri mutluların kaçtığı zamansız zamanlar. Ya mutluluk? Siz bilemessiniz zorla asıldığınız dudaklardaki insanların o sonsuz mutluluğunu. Yemin etmişlerdir onlar dinlemeye ve konuşmamaya ve susmaya. Onlar denize atılan taşın gideceği yerde dua edenlerdir. Orada değillerdir. Orada olacaklarını bilenlerdir. Huzur. Belki biraz huzur. O taşın boylu boyunca uzandığı denizin sessiz kuytusunda. Evet orada dudaklarını zorla çekiştirip gülümsetenler yoktur. Orada samimi hüzünlerin ardında atılan samimi kahkahalar vardır çünkü. Denizin en kuytusu. Mavi. Evet mavini...

Hindibalar Ölmesin.

Bir aşk şiiri koşadursun hindibaların ardından bir yalan, otostop çekiyormuş hindibaya inanmaların altını çizsinler hindibaların en güzel intihariydı, ve son inanışı, arayışı. bir yalan hindibalarla diz dize artık. bir yalan bir inanışın intiharından nefes alırsa. varoluşun en güzel yokoluşu. son şiir. cümlelerin son seremonisi. hindibanın yalanla tevafuğuydu ya da haşa tesadüfüydü belki de... yalan, uzaktan bir atlı gerçekle küsüşmüş te o zamanlardan. siyah pembeden haberdar. yalana bir isim gerekti. yalan kimliksiz. hem -O- başlanan an, gerçeğin hayattan yüz bulduğu zamanlardan biridir belki. bilinmez. bilinmeyen nerdedir peki gaybın bir gram gerisinde midir? mümkün müdür sınırsızlık-sızlık-sızlık sızım sızım hakikat. hakikatın göz kamaştırmasından mıydı intiharındaki görünmemezlik? dilin ucunda kaldı hindiba bir helal lokmadan sonra dökülebilir mi gerçek şiir? ve o zaman hindibalar dökülür değil mi dillerden ve gözlerden. pembe ağacın d...
anlayışın anatomisi bir köşede birikenler sevilecekler onlar. yazdım bir ömre sizi sevicem inşallah müsait bir zamanda. anlayışın anatomisini çizmişler bir de kim kime dum duma sen bana ben sana. iyinin ötesindeki yalan  sahicilik. gözler sayılarda vee goool. üç şeker, beş apartman, iki araba ellidört kilo kızlar, iki üniversiteli beyler sen anlarsan ben severim sen seversen ben anlarım. bir sevmeler adası adaya yanlışlıkla düşüp en sevdiği üç şeyi yanına almayı unutanlardan olmak. koca koca ağaçların haşmetine sığınan aşık insanlar. aşk yok diyemessin, yasak. ben sana mecburumun illeti varlığı için varlığa sığınanlar, zorunda kalanlar ismini edinemeyenler veya unutanlar. sevmeler adasında her şey yalan. kabulleniş ayinleri var uzun kansız ölümler gövdeye aşık ve yeminlerle unutulan insanlar. uzun bir koşuş sen ismine de ki mesela kaçış. evet sen. hadi koşalım birbirimize bakmadan gözün bile kaymadan ellerim...